Kategori: Kişisel

  • Blog Yazarlığı Bana Neler Kazandırdı? { MİM }

    Blog Yazarlığı Bana Neler Kazandırdı? { MİM }

    Bugün takip ettiğim siteler de gezerken birden Polat Büyükarslan'ın blogunda ki bu konuya denk geldim. Konuyu okudum ve konunun amacını beğendim. Daha sonra aynı konu da bir yazı yazmaya karar verdim, biraz daha düşündükten sonra bu konudan güzel bir MİM oluşacağı aklıma geldi.

    mim

    Yaklaşık iki yıldır blog yazıyorum, yaptığım işten de fazlasıyla zevk alıyorum. Belli bir takipçi kitlem var, yazdığım yazılara da hemen hemen istediğim kadar yorum gelmekte. Peki ya bu iki yıllık süreçte blog yazarlığı bana neler kattı, ben bu blog yazarlığından neler öğrendim?

    Edebiyat ve Dil Bilgisi

    Eğer gerçekten kaliteli bir blog yazarı olmak istiyorsam yazılarımı belirli edebi kurallara uygun yazmam gerektiğini biliyordum. Blog yazmaya ilk başladığım sıralar edebiyatım pek iyi değildi haliyle bu durum yazılarıma da yansıyordu ancak aradan geçen bu iki yıl boyunca her geçen gün yazdığım yazılar sayesinde edebiyatım ilerledi. Aynı zaman da bu durum okulda ki Edebiyat derslerime de yansıdı. Sayısal öğrencisi olmama rağmen sınıfımda ki çoğu TM öğrencisinden daha yüksek edebiyat notu alıyordum.

    Diğer yandan blog yazmak bana imla kurallarını doğru ve yerinde kullanmayı öğretti. İlk başlarda nerede hangi noktalama işaretini kullanmışım ya da herhangi bir noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmış mıyım hiç dikkat etmezdim. Ancak zamanla bu sorunu da çözdüm. Mesela eskiden yazıda ki tüm kelimelere büyük harfle başladığım bile olurdu :)

    Dostluklar

    Belki de blog yazmanın bir insana katacağı en büyük katkılardan biriside yeni dostlar ve arkadaşlardır. Geçen iki yıl boyunca gerek sosyal ağlar, gerek webmaster forumları gerekse de doğrudan blogum üzerinden bana ulaşan birçok kişi ile tanıştım. Bugüne kadar yüzlerce kişi ile binlerce kez keyifli sohbetler ettik. Şuan da her türlü konuda bana destek olan, yaşadığı sorunlarda benim onlara yardım ettiğim, günlük olarak konuştuğum birçok dostum bulunmakta. 

    2 yıl boyunca bana bir çok konuda yardımcı olan, yaşadığım sorunlar da bana yardım eden birçok arkadaşım oldu. Bundan iki yıl önce abilerim, ablalarım bana yardım ederken artık bugün bende yardıma ihtiyacı olan arkadaşlarımıza elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum. Buradan bugüne kadar gelmeme yardımcı olan herkese tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

    Yeni Şey Öğrendim

    İki yıl önce bu blogu açtığımda henüz WordPress'i nasıl kuracağımı bilmiyordum. Bunu bırakın neredeyse HTML bile bilmiyordum. Aradan geçen bu süre zarfında WordPress'de neredeyse uzman oldum. HTML ve CSS dillerini tamamen öğrendim ve daha değişik kodlama dillerine/betiklerine yöneldim.

    Blog üzerinde yaşadığım herhangi bir sorun aslında benim için büyük bir bilgi kaynağıydı. Yaşadığım her sorunun çözümü için bir şeyler öğreniyordum. Gün geçtikçe çeşitli blog yazarları ile tanışmam ve konuşmalarım sonucunda daha farklı şeyler öğrenmeye başladım. Yani ilk gün ki bilgilerim ile şimdiki bilgilerim arasında istatistik tutulsa 1000000% kat gelişim göstermiş filan olurdum herhalde :)

    İletişim

    Bir blog yazarıysanız mutlaka insanlarla gerek sitenize gelen yorumlar, gerek site üzerinden atılan mailler gerekse de sosyal medya veya forumlar aracılığıyla iletişim kurmak zorunda kalıyorsunuz. Normal hayatta çekingen bir yapıya sahibim, bu yüzden blogumu ilk açtığım zamanlarda da internette de böyle davranıyordum. İnternet üzerinde birileri benimle konuşmak, tanışmak istediklerinde biraz çekimser davranıyordum ancak gün geçtikçe insanlarla kolay sohbet edebilir bir hale geldim.

    Diğer bir yandan da internet üzerinde birisi ile konuşurken yazdıklarınız oldukça önemlidir. Yazacağınız bir kelimenin yanlış anlaşılması karşınızda ki kişi ile olan görüşmelerinizi kesintiye uğratabilir. Bu yüzden gün geçtikçe yazdıklarıma dikkat etmeye başladım.

    Araştırma

    İlk başlar da blogumda ne yazacağımı hiç umursamazdım, sırf kopyala yapıştır yapardım. ( Tabii ki de o yazılar artık yok :) ) Ancak gün geçtikçe adına SEO denilen bir şey öğrenmeye başladım. Biraz meraklı birisi olmamdan dolayı SEO konusunda birçok araştırma yaptım, birçok yeni bilgi öğrendim.

    Daha sonraları bloguma artık özgün yazılar girme kararı aldım. Hemen hemen her gün yeni öğrendiğim bir şeyleri blogumda sizlere aktarmaya başladım. Ancak belli bir yerden sonra konu sıkıntısı çekmeye başladım, nede olsa daha blogu açalı 1-2 ay oluyordu yani pek bilgili değildim. Neyse bloguma neler yazayım neler yazayım diye düşünürken birçok konuda araştırma yapma fırsatım oldu ve bu sayede birçok yeni bilgi öğrendim.

    Diğer yandan sitemde bir sorun yaşadığım zaman ilk başlarda bana yardımcı olacak kimse de yoktu tabi, yalnız kurt olarak takılıyordum :) Tabi o zaman webmaster forumu filan da bilmiyordum. Geriye sadece kendi işini kendin halletmek kalıyordu. Özellikle de WordPress konusunda sıfır bilgi ile başladığımızı düşünürsek ilk dönemler de bayağı bir araştırma yapmak zorunda kaldım.

    Peki bunlar bana ne fayda kattı? Artık yaşadığım herhangi bir sorun karşısında, çözümü çok daha rahat bulabiliyorum veya tek çözüm kaynağım artık Google değil. Hangi tip problemlere nerelerde çözüm arayacağımı gayet iyi öğrendim.

    Sabır

    Her şeyin başı sabırdır diye boşuna denmemiş. Başarılı bir blog oluşturmak istiyorsanız sabır olmak gerçekten çok önemli, yazdığım yazıların okunması ve yorum alması benim için çok önemlidir. İlk başlar da yazılarıma yorum gelmiyor diye üzülür, yazı yazmayı bırakırdım ancak zamanla sabırlı olmayı öğrendim ve zaten daha sonrası bugüne kadar geldi :)

    Yardımseverlik

    Gün geçtikçe insanlara karşı yardımsever olmayı öğrendim. Webmaster forumlarıyla tanıştığım günlerden itibaren çok basit işlerin ücret karşılığında yapıldığını görmeye başladım, adamlar yabancı temalardan aldıkları özellikleri parayla satıyorlardı ya da herhangi bir sorun yaşayan arkadaşımıza ücret karşılığında yardımcı oluyorlardı.

    Bende bunları gördükten sonra artık öğrendiğim tüm bilgileri sizlerle paylaşma kararı aldım. Nerede bir şey öğrensem gelip blogumda sizlerle paylaşırım. Sorun yaşayan bir arkadaş gördüğümde ise elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum. İnsanlara yardım edebilmek gerçekten çok güzel bir duygu.

    Ekonomi :)

    Gün geçtikçe blog üzerinden para kazanmayı öğrendim. Takipçilerimi rahatsız etmeyecek düzeyde siteye reklam almaya başladım, zamanla blogun istatistikleri iyileştikçe blogdan sağladığım gelirde artmaya başladı. Artık blogun yanında WordPress tema yapım işlerinden de para kazanır hale geldim. İlk başlarda blogumun masraflarını karşılamaya kadar yetecek miktarda para kazanırken artık ohoo :) Ancak hayatında ilk defa kendi paranı kazanıp, bu parayı harcayamamak ise farklı bir duygu. Zamanla anladım ki insanın kendi kazandığı parayı harcaması, aldığı harçlıkları harcaması kadar kolay olmuyor :)

    Yazıya ekleyecek daha çok şey var ancak yazı fazlasıyla uzadı neredeyse bin kelimeye ulaştık. Bir de bu var işte eskiden 150 kelime makaleyi zor yazarken artık farkında olmadan bin kelimelik makaleleri kolaylıkla yazıyorum :)

    Mimi başlatan kişi olarak bu mimi Taner Abi'ye, Volkan Abi'ye, Murat Abi'ye, Burak Abi'ye, Hale'ye, Oğuzhan'a, Veysel'e, Erkan'a, Eray'a neyse böyle çok uzun olacak kısacası tüm takipçilerime iletiyorum. Adını belirtemediğim arkadaşlarım alınmasınlar, valla liste çok uzadı :)

    Bu mim konusu hakkında yazı yazan herkes yazılarını yorum olarak belirtirse burada güzel bir kaynak oluşur diye düşünüyorum.

  • Tasarım hazırlamak için gerçekten Photoshop’a ihtiyaç var mı?

    Tasarım hazırlamak için gerçekten Photoshop’a ihtiyaç var mı?

    Arkadaşlar aslında uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir düşünce bu, kaliteli bir tasarım hazırlamak için gerçekten de Photoshop veya başka herhangi bir çizim aracına gerek var mı?

    Bana soracak olursanız hayır, çünkü genellikle aynı işi iki kere yapmaktan nefret ederim. Burada ki aynı işten kastım nedir? Öncelikle tasarımın bir çizim aracı ile çizilmesi, daha sonrada çizilen görüntünün koda dökülmesi. Bana soracak olursanız ikisi aynı iştir. Ben insanın kafasında oluşturduğu bir tasarımı direk olarak koda dökmesinden yanayım. Düşünsenize aklınızda bir tasarım çiziyorsunuz, daha sonra aynı tasarımı tekrar bir çizim aracıyla bilgisayara aktarıyorsunuz. Bunun vakit kaybından çok neyi var ki?

    dreamweaver

    Benim düşüncem bu arkadaşlar hatta şuan da kullanmakta olduğum temayı bile direk olarak kafamda ki çizimden koda aktardım. Böylesi hem size zaman kazandırıyor hem de emin olun istediğiniz tasarımı oluşturmanız konusunda beyniniz sizi daha iyi yönlendiriyor. Şuan da Photoshop'la ne yapıyorsun diye soracak olursanız cevabı çok basit. Photoshop'u logo hazırlama ve bazı iconların renklerini veya boyutlarını değiştirmede kullanıyorum, diğer yandan uzun zamandır üzerinde tasarım çizimi yapmıyorum.

    Özellikle de kendini kodlama alanında geliştirmek isteyen arkadaşlara önerim, benim gibi bir çizim aracı kullanmadan kafalarında ki tasarımı direk olarak koda dökmeleridir. Bu yöntem çizim yapmaya ayıracağınız vakti ortadan kaldıracağından, kodlamaya daha fazla vakit ayırabilirsiniz.

    Peki ya sizin bu konuda ki görüşleriniz nelerdir?

    Sizce tasarım hazırlamak için gerçekten Photoshop'a yada başka herhangi bir çizim aracına ihtiyaç var mıdır?

  • Hişşt Sessiz Olun, Webmasterlar Susuyor!

    Hişşt Sessiz Olun, Webmasterlar Susuyor!

    Merhaba arkadaşlar, internet problemim olduğundan birkaç gündür blogumu ihmal ettim ancak artık sorunumu çözdüğüme göre yazılarımı yazmaya devam edebilirim. Bugün bazı eleştirilerde bulunacağım, çoğu kişininde benimle aşağıda yazacağım düşünceleri paylaştığını ancak pek dile getiremediğini düşünüyorum.

    Hepimiz burada webmasterız ve hepimizin en az bir tane de websitesi var. Haliyle biz bu websiterlerimizin masraflarını karşılayabilmek için websitelerimizden link, reklam veya tanıtım yazısı satışları yapıyoruz. Bu satış fiyatlarını ise harcadığımız emeğe göre belirliyoruz. Buraya kadar her şey normal ama asıl sorun buradan sonra başlıyor.

    Kendilerine webmaster diyen birkaç velet ki yaşlarını hepimiz biliyoruz ortalığı dağıtıyorlar, piyasayı altüst ediyorlar ve bizlerin de satışlarına engel oluyorlar. Ancak ne yazık ki hiçbirimiz bu kişilere karşı sesimizi çıkaramıyoruz, ya da çıkarmak istemiyoruz. Örneğin mesela benim sitem PR3 ve Alexa Global 70K adam geliyor senin siteye 5 TL'ye ekler misin diyor? Ben burada emeğimin karşılığı bile olmadığını düşündüğüm bir fiyata satış yaparken adam benden çerez parasına link alma peşinde. Ben burada örnek verdim sadece Allah'a şükürler ki istediğim fiyata satışlarımı yapabiliyorum ancak istediği fiyata satış yapamayan arkadaşlarımız da var.

    Bu kişiler gidiyorlar yeni bir site açıyorlar hemen, büyük ihtimal Blogger oluyor siteler zaten, sadece domain yönlendirme yapıyorlar. Ardından hemen hacklinkle ya da diğer çeşitli hilelerle PR değerlerini 5-6 yapıyorlar, birazda Alexa değerlerini düşürüyorlar programlar ile içeriği deseniz sağdan soldan kopyala yapıştır yapıyorlar zaten daha sonra da bu bloglardan 10-20 TL'ye link satıyorlar. Burada aklı başında olan her webmaster bu değerlere sahip bloglardan bu fiyata link veya reklam alınamayacağını bilirler. Ancak bazı acemi arkadaşlarımız böyle tuzaklara düşüyorlar. Daha sonra ne mi oluyor, o hilelerle o değerlere yükselmiş spam blogların sahibi 30-40 kişi belirlediği fiyattan linklerini satıyor daha sonra tek bir bloga bir o kadar da linki ekliyor ve buradan sizde başarı elde edebileceğinizi düşüyorsunuz. Zaten o blogun işi artık bitmiştir. Adam parası aldığı gibi o blogu artık bırakır, ya o blog Google'dan ban yer kısa bir sürede ya da bir-iki haftaya linkleriniz silinir.

    Bu gibi durumlar da böyle fırsatçılara izin vermemek için elimizden geleni yapmalıyız arkadaşlar. Ben kazanıyor olabilirim, sen de kazanıyor olabilirsin ancak diğer webmasterların durumu bizim gibi değil. Bu fırsatçılar yüzünden bazı arkadaşlarımız kendi fiyatları, fırsatçıların fiyatlarına göre yüksek kaldığı için satış yapamıyorlar. Bu arkadaşlarımıza destek olmalıyız, bugün onların başına gelen yarın bizim de başımıza gelebilir.

    Bu durumda arkadaşlar bir olup bazı önlemler almalıyız ancak bu birkaç kişi ile olacak bir iş değil. Büyük bir kitle oluşturup böyle fırsatçı dolandırıcılara karşı tepkimizi hep beraber dile getirmeliyiz. Belki o zaman forumlarda gördüğümüz şikayet konuları da azalır.

  • Seyahatten

    Seyahatten

    Şu anda bu yazıyı dışında kocaman internet ve TV keyfi yazıları bulunan ancak internetten eser olmayan, televizyonun ise bir iki kanalını zor zahmet gösteren ve sadece dış görünümüne önem verilen bir otobüsten yazıyorum. Can sıkıntısına yapacak bir şey bulamayınca ben de otobüste, gecenin sonsuz karanlığında bu yazıyı yazmaya başladım.

    Can sıkıntısı dedim çünkü internetin olduğu söylenip de olmadığı, televizyonun kulaklık giriş yerinin çalışmadığı ve bu yüzden ekranda oynayan filmlerin sesini duyamadığım bir otobüsteyim. Can sıkıntı mı gidermek için başlangıçta bilgisayarımı açtım biraz Euro Truck Simulator 2 oynayayım dedim, fakat oyunu daha keyifli oynayabilmek için yüklediğim bazı yamalardan dolayı aracımı düzgün sürebilmek için ekstra bir çaba gerekiyordu, ancak sarsıntılı bir yolculuk geçirdiğim bu otobüste bu oyunu oynayamayacağıma karar verdim daha sonra ise yakında çıkaracağım portal temasının çizimine başlayayım dedim ancak ne yazık ki diğer yolcular rahatsız olmasın diye ekranın parlaklığını en aza indirdiğimden, ince renk değişimlerini seçemeyeceğimi düşündüğümden bu fikirden de vazgeçtim.

    Yolculuk iyice sıkıcı geçmeye başlamıştı, artık bilgisayarımı da kapatmıştım. Yapacak pek şey yoktu, yolculuklar da uyumayı sevmediğimden boş boş oturmaya başlamıştım. Elimde çantasının içerinde dizüstü bilgisayarımı tutuyordum. Tam böyle can sıkından patlamak üzereyken annemin dizüstü bilgisayarımın çantasına koyduğu Ahmet Uysal’ın “Başka Hayat”isimli kitabın farkına vardım. Biraz zaman geçirmek uğruna kitabı okuma başladım 40-50 sayfa okuduktan sonra kitabı da yerine koydum.

    Şuan da yolculuk başlayalı sanırım iki buçuk saat zaman geçti. Can sıkıntım yetmezmiş gibi bir de otobüsün içi sıcak olduğu halde kaloriferleri sonuna kadar açan şoför var. Şuan da etrafıma baktığımda ben dahil çoğu kişinin sıcaktan bunaldığını görebliyorum. Pek sıcağı sevmeyen biri olarak otobüsün içerisinde ki sıcaklık beni aşırı derece de rahatsız etmişti. Artık otobüsün içi dayanılmayacak hale gelmişti, birden otobüsün fazlasıyla yavaşlamaya başladığını hissettim, merakla sağa sola bakındığımda bir dinlenme tesisine geldiğimizi görüyorum. Sanırım yarım saatlik bir mola vereceğiz. Bende biraz hava almak üzere dışarı çıkacağım, döndüğümde ise birkaç tane daha makale yazmaya çalışacağım.